Dilan Kürtçe mi?
Bir İzmirliden “Dilan” Tespiti: Kürtçe mi, Yoksa Sadece Çoğu İnsan gibi mi?
Hayat, bazen insanı düşündüğü kadar eğlendirebiliyor. İşte bu yazıda, tam da böyle bir şeyin içinde kaybolduğum bir durumu anlatacağım. Ama önce, kendimi tanıtmama gerek var mı? Hani bazen, “Bir İzmirli olarak…” diye başlayan konuşmalar vardır ya, işte tam öyleyim. 25 yaşında, evet, ama 15 yaşında gibi hisseden, arkadaş ortamında sürekli şakalar yaparak ortamı ısıtmaya çalışan, ama bir yandan da her şeyi aşırı düşünen bir tipim. Yani, hem eğlenceli hem de fazla derin!
Şimdi, bu kadar “giriş”ten sonra asıl meseleye gelelim: Dilan Kürtçe mi?
Dilan, Kürtçe mi konuşuyor? Yoksa İzmir’in o tatlı esprili, bazen didaktik, bazen de biraz “sürekli soru soran” insanlarından biri mi? Benim için bu soru, daha çok bir ‘kimlik testi’ gibi oldu. O kadar çok duyuyorum ki, “Ya Dilan, sen Kürtçe mi konuşuyorsun?” İşte bu soru, özellikle İzmirli bir insan için hayatta karşılaşabileceğiniz en eğlenceli ve bazen de absürt sorulardan biri.
Hadi şimdi, bu durumu kafamızda netleştirelim. Çünkü konuya yaklaşmak o kadar basit değil, en azından benim gözümde. Bu yazıda, her bir arkadaş grubunda yaşanan o komik anlardan yola çıkarak Dilan’ın “Kürtçe olup olmadığı” sorusunun bir nevi izini süreceğiz.
Dilan’ın Adı ve Kürtçe Sorusu
—
“Dilan” diye bir isim, bazı insanlarda otomatik olarak bir şeyler çağrıştırabilir. Ne mi? Bazen Kürtçe… Bazen de sadece bir kız adı!
Öyle ya da böyle, benim arkadaşlarım arasında herkesin kafasında bir “Dilan” imajı vardı. Yani Dilan’ın adı, eski Türk sinemasındaki romantik karakterlerden birini andırıyordu. Hafif esprili, ama durgun bir havası olan. Ama bir gün bir arkadaşım bu ismi duyduğunda, gözlüğünü taktı ve elini çenesine koyarak bana şu soruyu sordu:
“Dilan Kürtçe mi?”
Bu soru, bana o kadar absürt geldi ki, cevabı da doğal olarak komik oldu. Şöyle dedim: “Yok ya, Dilan sadece İzmirli. Benim gibi bir çocuğun yanından geçen her isim, tabii ki şüpheli oluyor! Ama, niye Kürtçe olmasın ki?”
Bunu söyledikten sonra, arkadaşım gözlüklerini çıkarttı, suratına derin bir düşünceli ifade yerleştirerek, “Hımm, o zaman anlamış oldum,” dedi. “Yani, bir İzmirli Dilan ismini duyduğunda, hemen Kürtçe zannediyor. Bunu da öğrenmiş oldum.”
İşte o an, tam olarak ne yapacağımı şaşırdım. Hem gülesim geldi, hem de “Bu kadar ciddi mi olmalıyım?” diye içimde bir ses yankılandı. Ama işin komik tarafı şuydu: O an bu soruyu bana soran kişi, aslında biraz daha düşündüğünde, bu durumun bir çeşit “kimlik” meselesi olduğunu anlamıştı.
Kürtçe Konuşma ve Olayın Hızla Büyümesi
—
Her şey normal giderken, bir gün Dilan’la bir kafede karşılaştık. O esnada, garsona “Kürtçe sipariş verirken dikkat etmeli miyiz?” diye şaka yaptım.
Dilan, gözlüklerini takıp birden bire bana bakarak, “Ne demek istiyorsun?” diye sordu. “Yani Kürtçe söylesek, her şey farklı olur mu?” dedim. Dilan biraz kafasını kaşıdı ve “Valla, ben İzmirli olarak da aynı şekilde sipariş veriyorum,” dedi.
İzmir’de yaşadığım her saniyede, bazen gereksiz yerlerde komiklik yapmaya başladığımı fark ediyorum. O anki ortamda Dilan’a “Kürtçe mi konuşuyoruz, biz?” diye şaka yaparken, bu sorunun bazen gerçekte insanlar üzerinde bir iz bırakabileceğini fark ettim.
O esnada kafedeki garson, çayımıza bakarken birden gülümsedi ve şunu dedi: “Ya, bu soru komik ama… Kültür, kimlik, dil bir insanın iç dünyasını yansıtır. Ama bazen, insanlar yüzeysel düşünüp böyle sorgulara girebiliyor.”
İzmir’de o kadar çok kültür var ki, bazen herkesin birbirini anlaması o kadar zorlaşıyor. Bu yüzden de Dilan’ın “Kürtçe mi?” sorusu çok popüler oldu. Ama tabii ki, Dilan bu durumu çok takmadı. Bu sefer de: “Ya, bu soruyu benden soran kimse, ya da İzmirli birisi değil,” dedi.
Beni, adeta kendi kimlik sorularımla baş başa bıraktı.
Kendimle Dalga Geçmek
—
Bir gün, işte o klasik arkadaş ortamı zamanlarından birinde, konuyu tekrar açtım. Ama bu sefer o kadar rahatım ki, kendimle dalga geçerken, bir yandan da işin ciddiyetine kaymaya başladım.
“Ya, ben de merak ediyorum, Dilan, senin Kürtçe konuşman hakkında ciddi ciddi düşündüğümde, acaba izmirli olmak Kürtçe ile aynı şey mi?” dedim. Herkes güldü. Ancak, o an herkesin kahkahası arasında iç sesim devreye girdi.
İç sesim: “İzmirli olmak, bazen her şeyi anlamak ve her dilde şakalar yapmak demek. Sen Kürtçe mi konuşuyorsun Dilan? Bunu sormak gerçekten aptalca mı?”
Tabii ki kimseyi küçük görmeden, bu soruyu komik bir şekilde sordum. Ama ne oldu? Dilan buna net bir cevap vermedi. “Yani, aslında Kürtçe’yi ben de çok severim. Ama kimse bana bunu sormaz, çünkü bizim için dil, genellikle iletişim kurma şekli oluyor,” dedi.
O an, gerçekten derin bir düşünceye daldım. İzmirli olmak, bazen o kadar katmanlı bir şey oluyordu ki, tüm şehirde aslında dil ve kimlik konusunda bir sürü farklı dinamik vardı. O yüzden bu tür sorular, sadece bazı insanların kafasında yer edinmiş oluyordu.
Sonuç: Dilan Kürtçe mi?
—
Sonuçta, kimseye bir şey dikte edemem. Ama şu kesin ki, Dilan’ın Kürtçe olup olmadığı bir anlam ifade etmiyor. O, her İzmirli gibi esprili, anlamlı ve bazen de “derin” bir insan. Kürtçe mi, Türkçe mi, ya da başka bir dil mi? Bence bu hiç önemli değil. Önemli olan, o dili doğru bir şekilde konuşmak ve insanları anlamak.
Yani Dilan, Kürtçe mi? Belki de sadece farklı bir kimlikten geliyor. Ama bir şey var ki, Dilan her durumda aynı Dilan. Kimliklerden bağımsız olarak, hep aynı şekilde “biz” olan, aynı İzmirli esprisiyle hayatı sorgulayan bir insan.
Ve bu, aslında en komik olanı.