Kahraman Anlatıcı Nasıl Olur?
Edebiyatla ilgilenenler için “kahraman anlatıcı” terimi tanıdık gelebilir, ama hepimiz bir şekilde hikaye anlatıcılarına aşinayız. Bir film izlerken veya kitap okurken bazen öyle bir anlatıcı vardır ki, tüm hikayenin merkezi gibidir. Bazen olayları en yakından gören kişi olur, bazen ise her şeyin detaylarına hâkimdir. Kahraman anlatıcı tam olarak böyle bir figürdür. Peki, nasıl çalışır? Kimdir bu kahraman anlatıcı? Hadi gelin, biraz keşfe çıkalım.
Kahraman Anlatıcı Kimdir?
Kahraman anlatıcı, bir hikayede olayları bizzat yaşayan ve anlatan kişidir. Diğer anlatıcılardan farklı olarak, bu kişi hem hikayenin içinde yer alır hem de hikayeyi anlatır. Yani, hem bir karakterdir hem de anlatıcı rolü üstlenir. Bu anlatıcı, hikayeye duyusal ve duygusal bir bağ kurar, çünkü her şeyin merkezinde kendisi vardır. Genellikle, anlatıcı olan kahraman, olayların en önemli kişisi olur.
Bir film izlerken bazen ana karakterin olaylara ne şekilde tepki verdiğini çok yakından izleriz. Ancak, kahraman anlatıcıda durum farklıdır. O, sadece olayları anlatan değil, aynı zamanda bu olaylara katılan ve onlarla değişen kişidir. Bir bakıma, anlatıcı ve kahraman birbirine kaynaşır.
Kahraman Anlatıcı ve Perspektif
Kahraman anlatıcı, hikayeyi birinci tekil şahıs (ben) bakış açısıyla anlatır. Bu, daha önce bahsettiğimiz gibi, onun dünyayı kendi gözlerinden görmesi demektir. “Ben şunu yaptım, şöyle düşündüm, böyle hissettim…” şeklinde başlayan cümleler, kahraman anlatıcıyla özdeşleşir.
Örneğin, bir kitapta başkarakterin gözünden tüm hikayeyi okuruz. O an karakterin düşüncelerini, duygularını ve yaşadığı sıkıntıları doğrudan öğreniriz. Kahraman anlatıcı, bize sadece olayları anlatmakla kalmaz, aynı zamanda olaylar üzerindeki duygusal etkilerini de paylaşır. Düşünsenize, bir bilimkurgu romanında kahramanınız bir gezegende kaybolmuşken, “Bu adımı atmalı mıyım? Yoksa bu gezegende hayatta kalmak imkansız mı?” gibi sorularla mücadele ettiğini öğrenmek, bize o anı daha gerçek kılar.
Kahraman Anlatıcının Avantajları
1. Duygusal Derinlik:
Kahraman anlatıcı, hikayenin derinliklerine dalmamıza yardımcı olur. Çünkü, olayları yaşayan kişi olarak, duygularını, düşüncelerini ve korkularını bizlerle paylaşır. Eğer kahraman anlatıcı doğru kullanılırsa, okuyucu, karakterin içinde bulunduğu durumu adeta kendi başına deneyimliyormuş gibi hisseder.
Bir başka deyişle, bir karakterin yaşadığı duyguları, bir olayın etkilerini ancak kahraman anlatıcı kadar yakın bir şekilde hissetmek zordur. Eskişehir’de bir kafede otururken, masada arkadaşımın karşılaştığı zor bir durumda ne hissettiğini düşündüm. Düşüncelerimle onun hislerini anlamaya çalıştım. Bir kahraman anlatıcı da tam olarak bunu yapar: hem anlatıcı hem de deneyimleyen bir figürdür.
2. İzleyiciyle Bağ Kurma:
Kahraman anlatıcı, okuyucu veya izleyiciyle güçlü bir bağ kurar. Çünkü izlediğimiz ya da okuduğumuz her şeyin içinde olan, duygularını bizle paylaşan bir kişiyi tanımak, daha yakın bir ilişki kurmamızı sağlar. Bu bağ, karakterin içsel çatışmalarını, zaaflarını ve güçlülüklerini anlamamıza olanak tanır. Onunla birlikte üzülebilir, onunla birlikte sevinç yaşayabiliriz.
Kahraman Anlatıcının Zorlukları
Her güzel şeyin olduğu gibi, kahraman anlatıcının da zorlukları vardır. Bu anlatıcı her zaman her şeyi objektif bir şekilde aktaramaz, çünkü kendi duygusal ve zihinsel filtrelerinden geçer. Bu da bazen hikayenin bir parçası olabilir, bazen ise okuyucuyu yanıltabilir.
Örneğin, bir olayın “iyi” ya da “kötü” olduğunu değerlendiren bir kahraman anlatıcı, olayları kendi bakış açısıyla sunar. Bu da hikayeye bazı eksiklikler katabilir. Yani, kahraman anlatıcı hem bilgiye hem de duygusal doğruluğa sahiptir, ancak bu bilgiler tamamen karakterin kişisel bakış açısını yansıtır.
Bunu daha iyi anlatabilmek için, arkadaşlarım arasında geçen bir sohbeti hatırlıyorum. Bir arkadaşım “O kadar mükemmel bir kitap ki, her şey çok net ve çok doğru!” dedi. Diğer arkadaşım ise, “Evet, ama bence çok tek taraflıydı. O karakterin düşüncelerinden başka hiçbir bakış açısını anlamadık,” diye cevap verdi. İşte kahraman anlatıcının bu gibi durumlarla karşılaşması mümkündür. Anlatıcının bakış açısı, hikayenin tüm doğruluğunu etkileyebilir.
Kahraman Anlatıcıyı Nerede Görürüz?
Kahraman anlatıcı, özellikle romanlar, kısa hikayeler ve bazı film türlerinde sıkça karşımıza çıkar. Özellikle karakterin içsel çatışmalarını, duygusal derinliğini ve kişisel gelişimini göstermek için çok uygundur. Ancak, sadece romanlar değil, günlük yaşamda da bazen “kahraman anlatıcı” figürleriyle karşılaşabiliriz.
Düşünün, bir arkadaşınız size hayatında yaşadığı büyük bir sıkıntıyı anlatırken, neredeyse tüm hikayenin içinde o var. Kendisi bir kahraman gibi görünür, çünkü olayları anlatırken duyduğu tüm duyguları, yaşadığı her şeyi sizinle paylaşır. Kahraman anlatıcı da bir anlamda böyle bir figürdür.
Sonuç Olarak…
Kahraman anlatıcı, edebiyatın önemli bir unsuru olarak, karakterin derinliklerine inmemizi sağlar. Hem bir karakter hem de bir anlatıcı olan bu figür, okuyucuyu olayların merkezine çeker ve onun içsel dünyasını keşfetmesine olanak tanır. Ancak, bu bakış açısının sınırlılıkları da vardır. Kahraman anlatıcının bakış açısının hikayeye nasıl yön vereceği, okurların hikayeye nasıl yaklaşacaklarını etkiler. Sonuçta, kahraman anlatıcı hem büyülü hem de karmaşık bir edebi araçtır.