Bran Stark Nasıl Öldü? Ya Da Bran’ın Ölümsüzlüğü Üzerine Bir İçsel Monolog
Herkesin “Game of Thrones”un finaline dair bir görüşü var, değil mi? Hani şu tartışmalar, fırtınalar kopan, herkesin birbirini suçladığı final sezonu… Yine de bir soru var ki, belki de hepimizin kafasında dönen bir soru: Bran Stark nasıl öldü? Spoiler vermeden, ama biraz mizahi bir şekilde bakalım. Çünkü Bran’ın ölümünü öğrenmeye çalışırken, aslında hayatta olmasından bile şüphe etmeye başlıyoruz.
Bran ve Ölümsüzlük: Kimse Onu Tam Olarak Anlayamadı
Şimdi, “Bran Stark nasıl öldü?” demek, aslında biraz garip bir soru, değil mi? Çünkü Bran ölmedi. Ya da bir şekilde öldü, ama aslında öldü mü, ona da karar veremedik. Düşünsenize, Bran Stark, son sezonda, Hızlı ve Öfkeli’deki “The Rock” gibi gözüküyordu: her şeyi görebilen, her yere gidebilen, bir tür telekinetik süper kahraman. Ama bir de mesele şu ki, Bran’ı bir yere koymak, bir şekilde ölü ya da diri demek, gerçekten zor. Hadi gelin, bunu biraz açalım.
Bran, 3 gözlü kuzgun mu? Yoksa sadece aklı karışmış bir çocuk mu?
İlk başta, Bran Stark’ı “akıllı ama biraz garip” bir çocuk olarak görüyorduk. Ne zaman Theon’un Kışyarı’na (Winterfell’e) geldiği sahneyi hatırlasam, Bran’ın bakışlarını görüp, “Ya bu çocuk normal mi, gerçekten?” diye düşündüğümü hatırlıyorum. Çocuk, ne kadar ağır bir sorumluluğu sırtına almış, ne kadar acıklı bakıyordu! Ama bir gün, “Sonsuzluğu görebiliyorum” demeye başladı. Evet, doğru! Bran artık bir tür megalomanyak ruhsal dahi olmuştu.
Zamanla, “Ya bunları duymayalım mı?” dediğimiz o garip monologlarını arka planda dinlemeye başladık. Bir anda bu çocuğu her şeyi görebilen bir kahraman olarak görmek zorlaştı. Çünkü içimden bir ses hep şunu söylüyordu: “Bran, akıllı gözükmeye çalışıyor ama aslında hala kafa karışıklığı içinde.”
Ve bir noktada Bran, “3 gözlü kuzgun” oldu. Hani, aslında bir kısmı şuydu: “Bu adamın hayatta kalması için büyük bir sırrı var mı, yok mu?” Peki, bu kadar bilgiyi nasıl alabiliyordu? Şimdi, sırf o kadar “dünya çapında” bilgi ve anı depolayan biri, elini indirip “burası çok güzel bir yer” diyemez ki, değil mi?
Biraz Mizah: Bran’a Sormak İstediğim Sorular
Bran, o kadar derin bakıyordu ki, onunla konuşmak, bazen yorgun bir geceyi hatırlatıyordu. Ama Bir soru soralım: Bran, o kadar ileri düzey bir karakterken neden sadece zırh giymeyi unutuyordu? Adamın yanındayken serbest vuruş yapıyormuş gibi hissediyorum, çünkü her an “Beni izleyin, siz geride kalacaksınız!” demesiyle duruyor!
Bran: “Beni izleyin! Zamanın ötesindeyim!’’
Ben: “Abi ama gerçekten buna gerek var mı? Neredeyse kazara, kuzu izlediğini sanıyorsun!’’
Düşünsene, bazen evdeyken o kadar başka bir yere gitmiş gibi oluyorum ki, kendi kendime gülüyorum: “Gerçekten çok garip bir dünyada yaşıyoruz.” İşte o zaman Bran’ı biraz daha yakından anlıyorum. Çünkü kendimi bazen tam anlamadığım bir yere gittiğimi hissediyorum. Biraz kafa karışıklığı? İşte tam bu.
Bran Stark’ın Ölümü: Ya da “Ölümsüzlüğü”
Şimdi gelelim esas soruya. Bran Stark nasıl öldü?
Bunu sormak, aslında biraz da felsefi bir tartışma başlatmak gibi. Çünkü Bran öldü mü? Ölümsüz müydü? diye bir soru sormak da bizim iç sesimize hitap ediyor. Ya da belki de gözlerinden çıkardığı ışıkla her şeyin son bulmasıyla alakalı olabilir mi? Hayatta her şey değişiyor, sen de her şeyle baş ediyorsun. Ama en sonunda bir şekilde değişmez olan bir şey var: Bran Stark’ın yerinde olması.
Bran’ın ölümü, aslında ölümsüzlüğü anlatıyor. Çünkü Bran Stark bir şekilde hayatta kalabiliyor, tıpkı o çözümsüz problem gibi.
Bir Ölümsüz Değilse, Bran Hayatta Ne Yapabilir?
Bazen şu soruyu sormadan edemiyorum: Eğer gerçekten Bran Stark bir “gerçek ölümsüz” olsa, ne olurdu? Kendisini anlatmak için her şeye sahip olsa, bu dünyada kimse ona ne kadar “güçlü” olduğunu hatırlatmak istemezdi. Bu, tuhaf bir psikolojik yansıma gibiydi! Kimse Bran’ı bu kadar ciddi dinlemek istemiyordu. Sonra bir gün, hani o Kışyarı’ndaki büyük müjdeyi aldığında, “Yeter artık, olmanın gerisini de görebilirim” diye düşündüm.
Hikaye değişti mi? Evet, değişti. Çünkü “bizi izlemeye devam etme” deyip gözlerini kapatmıştı. Gerçekten değişmeyen bir bakış bırakmıştı geride!
Bran ve Hayat: “Bir Gün Bitecek, Ama Ne Zaman?”
Sonunda, bran’ın “gerçek ölümsüzlüğü”nde düşündüğüm tek şey şu: Bu karakterin ölümsüzlüğüyle ilgili bakış açım, hep gelişiyordu. Ne zaman sıradan bir gün olsa da, Bran ve “beyaz” köprü tekrar düşünülüyordu. Birbirimizle konuştukça, hem daha rahatlıyor hem de mutlu oluyorduk. Zamanla bu biraz değişti ve Bran Stark’ın ölümünün biraz da hayatta olması gerektiğini öğrendik.
Peki, Bran’ı niye düşündüm? Aslında her şeyi yansıtan bir şeydi çünkü. Kendimi o kadar da derinlemesine tartışmakta buldum, sonra fark ettim ki aslında “Hayatta kalma haline” dönüştü.
Bran Stark’ın “ölümü”ne dair düşünceler, bir bakıma bana her şeyin zaman içinde değiştiğini hatırlatıyor. O yüzden şunu söyleyebilirim: Belki de Bran Stark ölümsüzdür. Ama ölümünün anlamı değişti.
Evet, bir gün ölür, ama hayattadır.